Türkiye’nin coğrafi kaderi depremdir. Bu gerçek yıllardır bilim insanları tarafından dile
getirilmekte, yaşanan depremler ise bu gerçeği acı bir şekilde hatırlatmaktadır. Buna
rağmen şehirlerimizin önemli bir bölümünde hâlâ riskli yapı stokunun varlığını
sürdürdüğünü görmekteyiz.
Kentsel dönüşüm tam da bu noktada hayati bir önem taşımaktadır. Çünkü kentsel
dönüşüm yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması anlamına gelmez; aynı
zamanda güvenli şehirlerin inşa edilmesi anlamına gelir.
Ancak şehirlerimizin dönüşümü beklenen hızda ilerlememektedir. Bunun en önemli
nedenlerinden biri yıllar içinde oluşan plansız ve yoğun yapılaşmadır. Özellikle büyük
şehirlerde parsel bazlı gelişen yapılaşma düzeni, bugün dönüşüm süreçlerini oldukça
zorlaştırmaktadır.
Bugün şehirlerimizi dönüştürmek, yalnızca teknik bir inşaat faaliyeti değil, aynı
zamanda güçlü bir şehircilik vizyonu gerektiren kapsamlı bir süreçtir.